2 Temmuz 2013 Salı

Bir Selama Degmedi


Bu gün ben seni gördüm
Selam vermek istedim
Yüzünü yana çevirdin
Söyle,yıllardan beri
Kalbimiz beraber duydu
Beraber vurduğu yılları
Peki,ne çabuk unuttun
Beş yıl gözümden akan o kanlı yaşları
Bir selama değmedi mi?
Hiç yüzüme bakmadan yanımdan nasıl geçtin
Sen aşkın selamını korkuya mı değiştin
Yoksa sen kendi yeminine sözüne sadık kalmadın mı?
O kadar yakın iken bu kadar uzak oldun
Tatlı gülüşlerimiz, acı feryatlarımız
Bir selama değmedi mi?
Kaygılı-kaygısız anlarımız
Bir selama değmedi mi?
Yalnız şimdi anladım ah sen daha benim için
Ulaşılmaz bir çiçeksin
Yaşanmış günlerim tekrar geri dönmeyeceksin
Kop ey tufan, es ey yel, Hazan oldum döküldüm
Tam beş yıl kalbimde
Beslediğim sevgi, bir selama değmedi
Bir günlük hasretime dayanamayan gülüm
Peki ne oldu bu hasret bir selama değmedi mi?
Gittin, arkandan baktım can ayrıldı canımdan
Sen nasıl sorumsuzca geçtin yanımdan
Ah çektim,üstümdeki yapraklar titredi gülüm
Senin kalbin titremedi
Arkanada bakmadın
Neden senin yolunu sevgi kesmedi?
Kazancımız söyle bu mu?
Söylenmemiş o selam elvedamız mı oldu?
Sen bana zulm ettin bana zulum yakışır
Bir selama değmeyen aşka ölüm yakışır


Bahtiyar Vahapzade

Şem-ü Pervane

Bir pervane idim şem'e mücrim müptezel
çarpıldım çeşmine , karıştı ebed ile ezel
gonca gül idi ümidim indi oldu hazanda gazel
bu ahvale sebep Fatma tek nazarı hançer bir güzel
***
Gama galandı pervazım na'rıma ışıldasın tan
yandı, savruldu külü,gelsin gam nameli şan !
nice ki gördüm , anda dur etti dahilimde an!
cananın vuslatına talip kimse narına bak yaktı can!


(Manas Aşkın DEMİRKOL.)

Hazan Getiren Yıllar

Yetmedi mi ömrümün baharından verdiğim taz çağlar?
Bahtıma yol verir mi , Kaftan da Turdan da aşılmaz dağlar?
Getirir mi beni sana ufku gözükmeyen; tozdan , çamurdan yollar?
Cirit oynadın gönül bağımda, açmamış güllere hazan getiren yıllar!


(Manas Aşkın DEMİRKOL! )

Vurmuş Meni Cancağazım

Gam içre ak renge büründü pala'zım
Yara idi , na'ra saldı meni pervazım 
Dedim haray deyim yetmedi avazım 
El değil , vurmuş meni cancağazım !


(Manas Aşkın DEMİRKOL ! )

Arif Ve Arife Olanlara !!!

Gönle yakınsan ;lak-lak ta kelam olur,
Değer düşmüşse , divit can - mürekkep kan olsa hoş sözde boş laf olur !


MANAS AŞKIN DEMİRKOL!

Revan İle Yoğrulan Hamur

Kanadı kırık kaldı pervane ...
uz'a ceht eylesede varamaz bundan böyle ...
od söne dursun bu akıbet gelmezdi inan hayale ...
ab-i revan ile yoğrulan hamur,düşmedi senden bana paye...


(Manas Aşkın DEMİRKOL ! )

Tükendi Mürekkebim

Yükledim omzuma tüm veballeri
Geri dönüp seyrettim beyhude harcanmış gençliği
Ey tufanlarda yara alan gönül yelkenim
Tükenmeden şiirim tükendi mürekkebim!
***
Dert kervanlarına bezirgan eyledi bizi kader,
Olduğum muhitin iklimi oldu daim keder
Ne hayatlar harcanır, naçar olur heder
Ey Maşuk , vaslın hürmetine ödedim çokça bedel!

(Manas Aşkın DEMİRKOL! )

Çile Arşını

Hüsran bulutları sarmış gamlı başımı
ızdıraplı fikirler yarmış çatık kaşımı
gece, zifir ile mi çektin üstüme nakşını ?
menzilimi tersten ölçtün,ey çile arşını


(Manas Aşkın DEMİRKOL)

Islanan Ümitlerim

Neden zordur sana ulaşmak söyle?
söz geçiremem aklımda ki korkulu suale
sen susunca karanlıklar at sürer üstüme
gittiğin yerde bırakmazsın ne bir iz nede nişane!
***
Söner avucumda ıslanan ümitlerim!
bileyim ki iyisin merak-i temennim!
sen yeter ki yüzüme gül, ben öleyim!
bir ara de, gel de uçup vaslına ereyim!
***
Gama gark oldum ses kıstın yine bu gece!
susuşuna şerzeniş eyler kelamımda hece
bir nokta olsun senden bana aşktan name!
nefes olur, ateş olur ölse kefen olur bu gence!
***
Ümidi tesbih ettim , tebessümün imame!
olmaz korku tavaf eyler akar muhale!
sukutunla mücrimim oldum divane!
ne olur bir kelime olsun kelam eyle!
(Manas Aşkın DEMİRKOL! )

Selam

Ben idim narında pürüskar olan 
acz'ile gelen huzura selam!
nurundu aheste gönlüme dolan
damlasın imdi testiden kelam !
***
Mecnun idim çöllere nişanın soran
gayrı ismin zikri dilime haram !
sen gülistanı yıkıp bülbülü nalan koyan
har ile dağladığın sızlıyor hala yaram !
(Manas Aşkın DEMİRKOL )

Ütopyalar Fethi

Ben ütopyalar fethinin yenik komutanı
sırtımda taşıdığım ihanetin yaraları
bir kirlenmemiş alnımda secde parlaklığı
benim ütopyalar fethinin yenik komutanı !
***
Bugün bitmekte,ben dün de ararım yarınları
sönsün göz yaşımla isyan yangınları
hatrım da yaktığım katlimin fermanları
benim ütopyalar fethinin yenik komutanı !
***
(Manas Aşkın DEMİRKOL! )

Dünüm heder

Dünüm heder, geleceğim adakken sana
Düştük senden de dildar dava aşkına.
Gerçek için de yalan, yalan için de gerçek,
Ben, kimi hain; kimi kahraman bilecek! 

(Manas Aşkın DEMİRKOL. )

9 Haziran 2013 Pazar

Bir kırlangıç hikayesidir benim kisi,
hasret adlı uçurumlara kurulmuş yuvam...
Desem ki uçup yarin diyarına konsam,
ıslaktır, güçsüzdür kanatlarım uçamam...
Ezgi'den bir rüzgar eser üstüme 
hayalleri yorgan edip çekmişim göğsüme
zillemişim gözlerim yorgundur ufka bakmaktan,
ahh bir pervaz edip ayrılsam hasret adlı kayadan ...
Bahar gelirde tane tane düşer ya toprağa cemre,
işlemişsin sen , ruhuma usuma muhale,
yine yelkenleri rüzgarınla doldurup açılıyorum kutlu hayallere...
Ey cismi nur, ruhu peri ,
benim volkanlar içinde yürüyen dertler semenderi
ve derken göklerden rahmet damıtan kanatlarıma bahşeder kudreti,
beş gün sayarım artık vuslatların fethine dikildi tuğlar başlar fetihlerin seferi...
Kırlangıç , sende bir haller var ,
ümitsiz gözlerinde beliriyor şahince bir nazar,
bugün sondur başka kalmadı pazar,
geliyorum ey sevgili , vuslata beş gün var !
(Manas Aşkın DEMİRKOL)

31 Mayıs 2013 Cuma

Maral nazar etme çeçmime har alır gönlün,
benim gibi dünlerde heder olur bugünün!
Ne bulda ataşlara sarılmakla pervane?
Hoş göstermişler cihana aşkın kötü olan ünün,
***
(MAD)
Bir efsun hükmüdür sende ki İstanbul,
soluk mavi denizinde güneşin göz kamaştırır,
alımlı etirli hatunların günah bulaştırır,
kaç şen kahkaha sonradan açıyla yüz kırırştırır
tezatları cem edersin Ruhunda İstanbul!
Kaç premature aşk boğazında gömülmüş?
Nice hayaller hezimet çekicinde dövülmüş,
sensin Şair satırlarında övülmüş
kirli yüzün papaz büyüleriyle örtülmüş İstanbul!
(MAD)
Bir efsun hükmüdür sende ki İstanbul,
soluk mavi denizinde güneşin göz kamaştırır,
alımlı etirli hatunların günah bulaştırır,
kaç şen kahkaha sonradan açıyla yüz kırırştırır
tezatları cem edersin Ruhunda İstanbul!
Kaç premature aşk boğazında gömülmüş?
Nice hayaller hezimet çekicinde dövülmüş,
sensin Şair satırlarında övülmüş
kirli yüzün papaz büyüleriyle örtülmüş İstanbul!
(MAD)
Uğruna pervane olup yandıklarımız şam(mum) olsa dert değil,
sokak lambalarının alevlerinde kül olmuşuz arkadaş!
(MAD)
Dem, deme , cuş eder derya, dide'mden,
fakru fukarayam failem firaku figandan,
can'ım can çekişir , celladım celallı cemalinden,
söz süzebilmezler , söz eder sözüm üstünden!
Kemalı kıt, kelamı kurak kısmet kısar ehli kalemden.
Hayranık , hayretlik hissettik diyenlerin haleti hayınlık!
Yavan yor'uldu yolda yoruldu yiğitlik,
gül gede , yaman yerde dağıldı heyhat karanlık!
Cehl ilen , cümle cem edersen ilme olursun cüda!
Cemiyete cahil ile dahil olursan hele, sürçer nazardan yerin çıkamazsın daha!
(MAD)
Canım can çekişir can evimde didem'den dökülür dermansız halım!
güman ettim . günüm onla ağdır dedim dünyamı kara eyledi zalım!
beyhuda esenbir külektir od almaz gayrı kül oldu har'ım
suya verdim hayal-ü emeğimi oldu bana ızdırap kar!ım
vecdinde değilim gayrı; dünün , bugünün arzı yok bana zamanın
insaftan nasılda bihaber oldun kıymadın bana gözlerine bakımlık ama'nın
bir kırık yaz bestesiydi sen döktün neki var üstüme hazanın!
en itisi saplandı gönlüme bir mayıs akşamında kaderde kaza'nın!
beymuradım gayrı, nim kaldı tebessümler dudağımda
ölürüm sensiz deyişin yankılanıyor hala gönül dağımda
nice bir tufandı Ya Rabb dağılmaz saplı kaldı ufkumda
bir hüzündür yadda kalan yalan sözündür yürekte hala yanan közündür
namertlik gögsünde gülüşünde saklı kalmış özündür,
isyanlar belalar düğümleniyor soluksuz nutkumda!
***
Izdırabıma yarım kalmış heceme gün açmaz geceme adanmıştır 
( Manas Aşkın DEMİRKOL.)
Gün açmaz gecede yolunu yitirmiş ıslak kanatlı üşümüş bir martı çırpınışıdır avuçlarımda yüreğim!
ağlamam senin için, varsın deniz kaplumbağaları göz yaşlarımızda hayata tutunsun diyeydi göz yaşı döküşüm!
bir kartalın gök yüzüne , sert esen rüzgara kafa tutuşuydu vakitsiz kanat çırpışıyla gözünden düşüşüm!
yanıtsız sorularla , hüsran yüklü yıldırımlarla yıkıldı güven direği!
fütursuz , onursuz , bir cami avlusuna bırakmaktı hayalleri senin aşk'ının gereği!
ben feryat etmesem uyanmayacakmış guruba batan güneş, çürümeyecekmiş gönlümde ilenen leş!
delemiyor ufka bakan gözlerim enginleri , eremiyor huzura yaralanmış benliğim!
bir hoyrat kafkas poyrazıdır sözlerim , yürüyemedim mutluluğa çileyle prangalanmış dizlerim!
sızlıyor sırtımda ihanetinin saplandığı yerler gülüşün belirince gözlerimde
heyhat ! yaramı saracaklarmış gülerim , ulan bassam cihanı bağrıma yakar dünyayı belkide gönlümde közlerim!
(MAD)